Ted Gibi Konuş – İyi Bir Sunum Nasıl Yapılır?

Ted Gibi Konuş

İyi bir sunum yapmaktan ziyade etkili iletişim yöntemleri de içeren Talk Like Ted – Ted Gibi Konuş adlı kitabı bitirdikten sonra, kitap gerçekten sizde olumlu izler bırakacak. Kitapta güzel bir sunum yapmanın yöntemleri açıklanırken aynı zamanda insan ilişkilerine ve iletişimine yönelik teknikler de anlatılıyor. Bazı başlıklar altında iyi bir sunum, daha doğrusu “TED konuşmacıları” gibi bir sunum yapmanın esaslarından bahsedeceğim.

1- Sevmek

Anlattığınız sunumu, konuyu sevmezseniz, onun hakkında tutkulu olmazsanız ve içsel olarak onu gerçekten benimsememişseniz, fikirlerinizi insanlara karşı etkili bi biçimde anlatmanız oldukça zordur, hatta büyük ihtimalle bocalarsınız. Tutku birçok şeyin kapısını açar; mesela tutkulu iseniz kendi konunuzla ilgili daha fazla araştırma yapar, daha faydalı şeyler bulursunuz, en önemlisi özgün olursunuz. Bu da sunum yaptığınız insanları kesinlikle etkileyecektir.

2- Hikaye Anlatın

İnsan beyni olayları hikayeleştirmeyi sever. Bir olayı size olduğu gibi anlatabilirim, fakat bunu hikaye şeklinde anlatırsam eğer bu sizin aklınızda daha uzun süre kalır. “Bir adam vardı öldü ardından karısı da öldü” diye anlattığım olayı, eğer “adamın biri kanser hastalığından öldü ve o öldükten 3 ay sonra karısı da çektiği dert ve üzüntüden aynı kansere kapılarak öldü” şeklinde hikayelendirirsem, ikincisi sizin aklınızda daha uzun süre kalacaktır.

3- Sohbet Edin

Sunumunuzu yaparken, yaptığınız kişilerle sohbet eder gibi konuşun. Yani özetle, kasılmayın. Onlara karşı kasılırsanız direkt bunu farkedeceklerdir ve bu onların da kasılmasına yol açacaktır. Kortizol düzeyi yükselecek, ilgi ve dikkat kaybolacaktır. Onlarla 40 yıllık arkadaşmış gibi rahat bir şekilde sunum yapın. Bunun da en kolay yolu bol bol pratik yapmaktır. Diğer birçok beceri gibi etkili bir sunum yapmak da çok sayıda pratik ile geliştirilebilen bir beceridir. Warren Buffett, Richard Branson gibi insanlar, yolun başındayken, topluluk önünde konuşmak konusunda ölümcül korkulara sahiplerdi, hatta çok kez çuvalladıklarını anlatırlar. Fakat zamanla bu becerilerini pratik yaparak geliştirdiklerini söylüyorlar.

4- İnsanlara Yeni Şeyler Öğretin

İnsan beyni yeni şeyler öğrenmeye karşı duyarlıdır ve her yeni bir şey öğrenmek insanda mutluluk hormonu olarak bilinen “dopamin“i salgılatır. İzleyiciye bol bol dopamin salgılatmanız demek, onların sunumunuzdan sürekli keyif alıyor olması demektir. Sunumunuzdan keyif almaları ise istediğiniz yegane şey. O yüzden insanlara diğer benzer sunumların aynısını yapmak yerine, özgün olmalı ve onlara yeni şeyler öğretmelisiniz.

5- Unutulmaz Anlar Yaratın

Fikir basit. Artık sunumun ortasında odanın içinde koşar mısınız, masanın üzerinde dans mı edersiniz bu size kalmış. Ancak etkili bir biçimde, izleyenlerin ağızlarını açık bırakacak anlar yaratmanız gerekiyor. Bu, sunumunuzun bittikten sonra da uzun süreler akılda kalmasını sağlayacaktır. Örneğin sunumunuzun bir sayfasına uzun süre unutulmayacak ve insanların daha önce görmediği türden sahneler içeren bir video koyabilirsiniz.

6- Komik Olun

Komedya insanın gardını indirir. Olayları ve fikirleri benimsemeleri için önlerindeki perdeyi kaldırır. Daha sempatik görünmenizi sağlar.
Espri yapmak için kendinizi kasmayın, büyük ihtimalle bocalarsınız. Fıkra da anlatmayın. Sadece esprili olun ve yeri geldiğinde espriyi söylemekten kaçınmayın. Ama yalnızca yerinin gelmesini bekleyin, eğer sürekli espri yapayım da gülsünler diye kendinizi kasarsanız büyük ihtimalle şaklaban gibi görünürsünüz. Günlük hayatta da bu böyledir. Espri yapmanız için bazı teknikler veriliyor kitapta;
-Kendinizle ilgili komik kişisel hikayeler anlatın.
-Benzerliklerden ve metaforlardan faydalanın (Örn; bu 1 saat sürmesi gereken sunumu benden 10 dakikaya sığdırmamı istediler. Bu bir kadını bir günde on kelimeden fazla konuşmamaya zorlamak gibi bir şey).
-Alıntılar yapın. Ünlü bir insanın anlattığı ve iyi reaksiyon aldığı komik bir hikayeyi siz de anlatın. Cem Yılmaz’ın askerlik maceraları gibi.
-Fotoğraflar ve videolar kullanın. Komedyayı sizin yapmanız şart değil, sizin yerinize komik video ve fotoğraflar bu işi görebilir.

7- 18 Dakika Kuralı

TED sunumlarının birçoğu neden 18 dakikalık bir zaman dilimine sıkıştırılmıştır? Bu bir standarttır. Bunun sebebi ise ikiye ayrılıyor; birincisi eğer sunumu çok kısa tutarsanız anlatmanız gerekenleri anlatamadan sunum bitebileceği gibi, çok uzun anlatmanız da izleyiciyi sıkacaktır. Çünkü beyin diğer tüm hücrelerden iki katı fazla glikoz tüketir, bu da yoğun enerji tükettiği anlamına gelir. İzleyiciler ilk başta yüksek enerji seviyesiyle konunuza odaklanırlar, fakat daha sonra enerjileri git gide tükeneceği için dikkatleri dağılır. Ayrıca sürekli bilgi yüklemek izleyicide anksiyeteyi artırır ve bunun sonucunda stres hormonu olan kortizol’ün seviyesi kanda yükselir. Özetle, sizi artık dinlemezler. Konunuz dünyayı kurtarmak olsa bile bir süre sonra ilettiklerinizi istediğiniz formda algılamazlar. İkinci sebep ise, geniş bir konuyu kısa bir zaman dilimine sığdırmak yaratıcılığı artırır. Kısıtlamalar insanda yaratıcılığın besin kaynağıdır. Ne zaman köşeye sıkışsak beyin otomatik olarak yaratıcılığı devreye sokar. Twitter’ın bir post’ta 140 karakteri dayatması gibi bir şeydir bu. Ne kadar az ve öz’e indirgerseniz, mesajınız o derece temiz ve daha az gereksiz olacaktır.

8- Farklı Duyuları Kullanın

Sözlü bir sunumun, sunum bittikten sonra akılda kalma oranı %10 iken, görsel olarak hazırladığınız bir sunum, bittikten sonra izleyenlerin aklında %65 gibi bir oranda kazılı kalır. Beyin görsellere, işitsel olanlardan daha fazla ilgilidir ve akılda tutma miktarı 6 kat daha fazladır. Lise yıllarında klasik powerpoint sunumlarınızda yaptığınız gibi, her sunum sayfasına bir kamyon dolusu söz yazmanız izleyicinin ilgisinin kaybolmasına sebep olur. Sizi mi dinlesinler yazıyı mı okusunlar? İlk 10 sunum sayfasında toplamda 40 kelimeyi aşmamaya özen gösterin. Bu işin görsel boyutu. Ayrıca insanlara işitsel deneyimler de yaşatmalısınız. Ses tonunuz önemlidir. Güçlü bir ton ile konuşmak ve ezik bir ton ile konuşmak birbirinden çok farklı şeylerdir. Video izletmek de ayrıca insanlarda işitsel hatıralar bırakır. Bir diğer duyu ise dokunsaldır. Sunumun ortasında koridorda gezip insanları elleyin demiyorum, fakat insanlara bir şeyleri anlatırken onların birkaç saniye durup bunu hissetmelerini söyleyebilirsiniz. Beyin hayal ile gerçeğin arasındaki farkı anlayamaz. İzleyiciye “şimdi bir atın yelesine dokunduğunuzu farzedin” derseniz, izleyici bu duyuyu hatırlayacaktır. Büyük ihtimalle bunu okurken siz de o hissi hatırlamışsınızdır.
İşin özü şudur; bir insana aynı anda ne kadar çok duyu hissettirirseniz, o insanın aklında o kadar fazla kalırsınız.

9- Çizginizden Çıkmayın

Kendi çizginizi bulun ve ondan çıkmayın. Samimiyetinizi kaybetmeyin. Emre Yılmaz’ın bir sözü vardır; “Köpekler koku duyusu en gelişmiş hayvanlardır derler. Bu palavra. Koku duyusu en gelişmiş yaratıklar, insanlardır”. Evet, insanlar olarak kötü kokuları algılama yeteneğimiz oldukça gelişmiştir. Kötü kokular derken, samimiyetsizlikten bahsediyorum. Eğer karşınızdaki insanlara karşı samimiyetsiz iseniz, en ufak bir jestte bunu algılarlar ve asla bunu saklayamazsınız, izleyici kötü kokuyu aldıktan sonra onları tekrar sunuma odaklamanız imkansızdır. Samimiyetsizliğinizi hissettikten sonra sizinle aynı ortamda bulunmak istemezler. O yüzden “sohbet et” kuralına sadık kalın ve yaptığınız şeyi bir sunum olarak görmekten çok, onu bir sohbet olarak görmeye ve insanlara karşı samimi olmaya odaklanın.

👑 Kitabım Süperinsan’ı satın almak için buraya tıklayabilirsiniz 👑

KategoriEtiketler

Bu yazı için 2 yorum var;

  1. Günlük hayatımızda yaşadığımız sorunlara cevap vermiş.Çok beğendim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir