Simyacı

Simyacı, Brezilyalı eski şarkı sözü yazarı Paulo Coelho’nun üçüncü romanı. 1988 yılından bu yana dünyanın dört bir yanında kitap listelerini alt üst eden, aylarca liste başından inmeyen mükemmel bir kitap. Peki bu kitabın mükemmel olduğunu düşündüren neydi? 

Simyacı, bir büyük Doğu Klasiği olan Mevlana’nın ünlü Mesnevi’sinde yer alan küçük bir öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının felsefi öyküsü. Sanki bir nasihatname: “Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğu nasıl kuracaksın?” sorularına yanıt arayan bir yaşam ve ahlâk kılavuzu. Akıl almaz bir peri masalına benzeyen bu romanın mükemmelliği, kuşkusuz, onun bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor. Simyacı’yı okumak, herkes daha uykudayken güneşin doğuşunu izlemek için şafak vakti uyanmaya benziyor. 

simyaci7 583x330 - Simyacı

Paulo Coelho, çoban Santiago’nun hikayesini anlatarak başlıyor romana. Santiago sırf keşfetmek, diğer herkesten daha çok şey görmek uğruna ailesini bırakıp yollara düşmüş bir çobandır. Böyle bir yaşamı seçer çünkü eğer ertesi gün ölecek olursa gözleri açık gitmeyeceğini düşünür, çünkü gözleri diğer çoğu insandan çok daha fazlasını görecek ve bundan gurur duyacaktır. Koyunlarından başka bir şeye sahip değildir. Fakat bir gün bir hazinesi olduğunu anlar ve yola çıkması gerektiğini düşünür. Sonunda gerçekten bir kazancı olacağı ise meçhuldür. Fakat denemek, deneyimlemek zorundadır. Hayatını daima kadere bırakamayacağının da farkındadır. Hayatı ve kendisi için bir şeyler yapmak zorunda olduğu kanısındadır. Çünkü düşleri var ve ona göre hayatı ilginçleştiren bir düşü gerçekleştirebilme olasılığıdır. 

Paulo Coelho’ya göre hayatımızın belli bir anında, yaşamımızın denetimini elimizden kaçırırız ve bunun sonucu olarak hayatımızın denetimi yazgının eline geçer. Dünyanın en büyük yalanı budur. Olumsuz gibi görünen bir durumdur bu. Ama aslında sana “Kişisel Menkıben”i nasıl gerçekleştireceğin hakkında dersler verir. Zihnini ve iradeni hazırlar, çünkü dünyada bir büyük gerçek vardır: Kim olursan ol, ne yaparsan yap, bütün yüreğinle gerçekten bir şey istediğin zaman, Evrenin Ruhu’nda bu istek oluşur. Bu senin özel görevindir. Bu senin dünyadaki farkındalığın ve de dünyaya katacaklarından ibarettir. Aslında kitapta anlatılan herkesin dünyaya bir geliş amacı olduğu ve bunu bulmak adına kişisel menkıbesinin peşinden gitmesinin gerekli olduğudur. Bunu bilmiyor olabilirsiniz ve bu size korkutucu geliyor olabilir.  Fakat Coelho’ya göre kimse bilinmezden korkmamalı, çünkü herkes istediği şeyi ele geçirebilir. 

Santiago da bilmek ve öğrenmek uğruna yola çıkmıştı. Fakat yaşamda güzel şeyleri görmenin karşılığı daima acıydı. Ama pes etmedi, simyacının ona dediklerini düşündü. “Yüreğine, acı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle. Düşlerinin peşinde olduğu sürece hiç bir yürek kesinlikle acı çekmez. Çünkü araştırmanın her anı, Tanrı ve sonsuzluk ile karşılaşma anıdır.” O da simyacının dediği her şeyi hikayenin sonunda anladı. Evrenin Ruhu, bir düşü gerçekleştirmeden önce yol boyunca çekilen her acıya, öğrenilen her şeye değer biçerdi. 

Siz de eminim bu romanın sonunda kendi yaşam hikayenize etki edecek ve belki de bu yazıyı, bu kitabı okumanıza vesile ve ileride başaracaklarınız için kaderin karşınıza çıkardığı bir işaret olarak göreceksiniz. Santiago ve simyacının hikayesi bunlardan çok daha fazlasının kanıtıdır. Bu yüzden Simyacı kesinlikle sizlere tavsiye edebileceğim bir kitap.

Yazan: Mehmet Ali Yücel

KategoriEtiketler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir