Sapolsky ve Mutluluğun Kimyası

Robert Sapolsky, nöroloji alanında çalışan dünyanın en önde gelen profesörlerinden birisi. Ne yazık ki elimizde onun hakkında Türkçe kaynak yok. Yazdığı kitaplar Türkçe’ye çevrilmemiş bile. Birkaç sene içerisinde değerinin anlaşılacağını ve kitaplarının raflarda yerini alacağını ümit ediyorum.

Özellikle yazdığı “Why Zebras Don’t Get Ulcers” – Zebralar Neden Ülser Olmaz kitabı oldukça tutulan Sapolsky, insan nörolojisini psikolojiyle muhteşem bir şekilde harmanlıyor. Stanford Üniversitesi’nde verdiği dersler Youtube’da kayıtlı ve bunları izleyebilirsiniz hatta hayata bakış açınızı da değiştirecek türdendir fakat ne yazık ki bu videoların da Türkçe altyazısı yoktur.

Bugün ben, kendisinin benim favori alanım olan dopamin hakkındaki düşüncelerinden bahsedeceğim:

Dopamin, hepimizin bildiği gibi mutluluk hormonu. Yani mutlu edici bir eylem yaptığınız zaman, vücudunuz dopamin salgılıyor. Burada “yaptığımız zaman” olan şeyi “yapıp bitirdikten sonra” olarak algılamayın. Sapolsky’e göre mutluluk ödülün kendisi değil, ödüle giden yol.

Figure67.1 - Sapolsky ve Mutluluğun Kimyası

Yukarıdaki görsel şunu anlatıyor: zevk üç fazda elde ediliyor. Bunlar uyarı, iş ve ödül. Bu görsel, bir şempanze beyninden alınan nöro-grafik. Şempanze’ye zevk alacağı bir eylem yaptırılıyor ve şempanze uyarıyı alıp eyleme başladıktan sonra muazzam bir dopamin salgılıyor beyni. Burada belirtmek isterim ki motivasyonumuzu sağlayan bir numaralı hormon da “dopamin”dir. Yani gün içinde vay efendim ben neden bir türlü motive olamıyorum diye sürekli kendinize soruyorsanız, muhtemelen hedeflediğiniz şey size zevk vermiyordur veya sevmediğiniz bir işi yapıyorsunuzdur. Her neyse, grafiğe göre şempanze bu zevk verici şeyi elde etmek için verdiği uğraş boyunca yoğun bir dopamin salgılıyor ve ödülünü almaya yaklaştıkça dopamin seviyeleri düşüyor. Ödülü aldığında ise dopamin seviyesi en dibi görüyor.

İşin daha da tuhaf kısmı var. Bu da bir başka grafik:

Figure67.2 - Sapolsky ve Mutluluğun Kimyası

Burada anlatılan olay ise kafanızı daha çok karıştıracak. Görüntüdeki %50 ve %100’ün anlamı şu; şempanzeye bir eylem yaptırılıyor ve bu eylem sonucu ödülü alma kesinliğine göre dopamin seviyeleri ölçülüyor. Eğer şempanze’nin ödülü alma ihtimali %50 ise, ödülü alma ihtimali kesin olma durumuna göre çok daha fazla dopamin salgılanması oluyor beyninde. Burada kumarhaneleri ve kumarbazları ele alalım. Casino’larda insanlar kazanma ihtimalleri belki de %1’in daha altında olmasına rağmen, her yıl milyarlarca dolar şans oyunlarına para harcıyorlar. Kumar bağımlılığı olan milyonlarca insan var. Kumarhane sahipleri bu dopamin işini çözmüş olmalı. İnsanlar ödülü elde etmeye yönelik o yolu yürürken aldıkları hazzı defalarca tatmak istiyorlar, çünkü o yol muazzam bir dopamin kaynağı. Bir de ihtimal düşükse, tadından yenmiyor. Özetle, bir ödülü alma ihtimali azaldıkça, o ödülü kovalarken beyinlerimizin salgıladığı dopamin seviyesi de o raddede artıyor. O ödülü kovalamak bize daha zevkli geliyor.

İşte bu yüzden her seferinde üzerine basa basa diyorum ki; HAYALLERİNİZ SİZİ KORKUTMUYORSA, SİZİN BİR HAYALİNİZ YOKTUR.

Başarı, yolun sonundaki ödül değildir. Yolun ta kendisidir. İnsanlar bazı sıralı maddeleri yapıp yolun sonunda altın bir tepsi kazanacaklarını falan sanıyorlar. Peki, yolun sonunda onu kazansanız bile yetineceğinizi mi düşünüyorsunuz? Yanılıyorsunuz. Daha fazlasını isteyeceksiniz. Bu sizin elinizde olan bir şey değil, bu sizin kimyanızda olan bir şey ve maalesef önüne geçemezsiniz. İşte bu yüzden başarı aslında yolun ta kendisidir. Gözünüzü korkutacak bir hayaliniz olsun, her gün onun için çabalayın ve uğraşın. Hayallerinizi kovalamaktır mutluluğun asıl kaynağı. Hedeflediğiniz maddi şeyler değildir.

Çünkü yolun sonunda elde edecekleriniz, aslında daha elde etmeniz gereken çok şey olduğunu hatırlatacak sizlere.

 👑 Kitabım Süperinsan’ı satın almak için buraya tıklayabilirsiniz 👑

KategoriEtiketler

Bu yazı için 2 yorum var;

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir